...
bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
soyulur muydu kabuğu hayatın
yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
yağmur şehre bir yağdı
ben ağladım
ben ençok seni götürdüm giderken
aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
ben...
yağmur...
ağladım...
yılmaz erdoğan ~ yağdıkça
bunalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bunalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ağustos 2010 Çarşamba
30 Temmuz 2010 Cuma
.. bir söz -8- ..
ve hayat devam eder düşe düşe,
tutunacak dal olmasa da..
Allah akıl, sabır versin inşallah.
tutunacak dal olmasa da..
Allah akıl, sabır versin inşallah.
23 Temmuz 2010 Cuma
Çoğul Eksikliğim
Çoğul bir eksikliksin sen
Bende olmadığını görenler
İkinci tekil şahıs sanırlar seni
Ve onlara göre sadece sen yoksundur
Oysa seninle beraber baharda gitmiştir
Gün yerini geceye bırakmış
Gözler yaş yerine kan damlatmıştır.
Görmezler bunu
Çoğul yalnızlıklarımı anlamazlar
Hep aptala yatan onlar olur
Acılara yatan ben.
Acıyla yatan sancıyla kalkarmış ya
Şimdi Çok iyi anlıyorum
Yüreğime bir bıcak gibi saplanan
O inceden inceye canımı yakan
Adı sensizlik olan sancıyı.
Ne kadar sensizim şimdi
Ya da ne kadar bensiz
Sahi sen hiç kendinsiz kaldın mı
Kendinle başbaşa
Ve bir o kadar çaresiz.
Ben kaldım.
Kala kaldım gidişinle
Kıpırdıyamadım
Konuşamadım.
Susamadım.
20 Temmuz 2010 Salı
.. bir şiir ..
dağınık..
ben..işte ben..
daha ne olsun,
nasıl diyeyim sana?
nasıl anlatayım kendimi?
pasaklıyım mesela, dağınık..hep dağınık..
beni dağıtacak sevdaları bulmam bundan belki.
belki bundan iflah olmaz bir gönül adamıyım.
aşık oldu mu, en çok kendisinin aşık olduğunu düşünecek kadar;
çocuksu aptallıktayım..
dağınık..
ruhu, beyni, mekanı,
her yeri dağınık,öyle biriyim.
yalancıyım, kendimi kandıracak kadar yalancı.
hiçbir hayalim yok,
olmadı,
olmayacakta.
asabiyim, sabırsızım,
ama en çok da dağınığım ben.
ruhu..
beyni..
mekanı..
her yeri dağınık..
öylesine yaşıyorum,
öylesine..
öyle.
~ alıntıdır.. ~
ben..işte ben..
daha ne olsun,
nasıl diyeyim sana?
nasıl anlatayım kendimi?
pasaklıyım mesela, dağınık..hep dağınık..
beni dağıtacak sevdaları bulmam bundan belki.
belki bundan iflah olmaz bir gönül adamıyım.
aşık oldu mu, en çok kendisinin aşık olduğunu düşünecek kadar;
çocuksu aptallıktayım..
dağınık..
ruhu, beyni, mekanı,
her yeri dağınık,öyle biriyim.
yalancıyım, kendimi kandıracak kadar yalancı.
hiçbir hayalim yok,
olmadı,
olmayacakta.
asabiyim, sabırsızım,
ama en çok da dağınığım ben.
ruhu..
beyni..
mekanı..
her yeri dağınık..
öylesine yaşıyorum,
öylesine..
öyle.
~ alıntıdır.. ~
19 Temmuz 2010 Pazartesi
.. bir söz -7- ..
kötü yola düşmüş gecelerden geliyorum,
kusura bakma gözlerim biraz kirli..
..küçük iskender..
kusura bakma gözlerim biraz kirli..
..küçük iskender..
18 Temmuz 2010 Pazar
Serdar BARIK
Sen; çocukluğumda oynadığım plastik topum gibiydin,
Kötü kalpli bunak bir komşunun balkonuna kaçan.
Geri alınması zor, sağ çıkması imkansız.
Kaçtığı yerde bir bıçakla yok edilmeyi bekleyen
Zavallı topum gibiydin.
Tekmelerime dayanabilseydin;
Ölmeyecektin...
Kötü kalpli bunak bir komşunun balkonuna kaçan.
Geri alınması zor, sağ çıkması imkansız.
Kaçtığı yerde bir bıçakla yok edilmeyi bekleyen
Zavallı topum gibiydin.
Tekmelerime dayanabilseydin;
Ölmeyecektin...
17 Temmuz 2010 Cumartesi
.. bir söz -6- ..
çünkü hayat; ölümün insana oynadığı en trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu.. senin için ölüyordum.. durum buydu!
..küçük iskender..
..küçük iskender..
10 Temmuz 2010 Cumartesi
.. bir söz -5- ..
ulan reva mıdır bu? ulan o denli sevmişim, müstahak mıdır? siktirip gidiyorum başınızın çaresine bakın. arabesk dinleyeceğim işte.. rakı içeceğim, intihar edeceğim.. / kıçınıza kına yakın..
..küçük iskender..
..küçük iskender..
8 Temmuz 2010 Perşembe
.. bir söz -4- ..
ağzının içine düşen bir sürü kişi olsa da,
sen gider yine ağzının içine sıçanı seçersin..
k. iskender
sen gider yine ağzının içine sıçanı seçersin..
k. iskender
7 Temmuz 2010 Çarşamba
.. bir söz -3- ..
Gerçek şu ki, herkes seni incitecek.
Yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak.
-alıntı-
Yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak.
-alıntı-
5 Temmuz 2010 Pazartesi
.. bir söz -2- ..
.. artık öğrendim ki; kimi sevdiğin önemliymiş.. uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış.. nefesi yetmeyenle dipte hazine aranmazmış.. ve öğrendim ki aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış!! - alıntıdır -
4 Temmuz 2010 Pazar
..bir söz..
biz seninle bir şiirin aynı mısrasında yer alan iki yabancıydık; kaderi şairin insafına bırakılmış iki yabancı.. - Serdar BARIK
ayrıca bkz;
Suya yazılan mektuplar
ayrıca bkz;
Suya yazılan mektuplar
6 Mart 2010 Cumartesi
yine kendimi kandırıyorum, şehirler unutturmaz ki seni..
kısa mesafeli şehirlerde, günü birlik yolculuklar yaptım senden sonra. seni bu kentte unutmam imkansızdı. öyle sinmiştin ki kente, yürüdüğüm her yol sen kokuyordu. gittim… tek değildim bu yolculukta, cebime iliştirdiğim yalnızlığımla çıktım yola… başka bir coğrafyada buldum kendimi. başka insanlar, görmediğim yüzler… kimse tanımıyordu beni ve kimse bilmiyordu seni. üstelik şehir sen kokmuyordu…
cebimden çıkardığım yalnızlığımı, fırlattım olabildiğince uzaklara. kalabalığın içine bıraktım kendimi. yürüdüm sensizliğe doğru… baktığım o noktada seni görünce, kendimi kandırdığımın farkına vardım. biliyordum; şehir değil ülke değişsem baktığım o noktada olmaktan vazgecmeyecektin asla. bu öyküde ben anlamsız bir cümleydim, sen ise beni sonlandıran bir nokta…
ayrılık vakti… otobüsün en arka koltuğundaki yerimi almış bulunmaktayım. yeni satın aldığım yalnızlığımla, başka bir şehre doğru ilerliyorum… yeniden kuruyorum seni unutacağım şehrin hayalini… elveda noktam gidiyorsun benden…
(yine kendimi kandiriyorum, şehirler unutturmaz ki seni)
Serdar Barık
cebimden çıkardığım yalnızlığımı, fırlattım olabildiğince uzaklara. kalabalığın içine bıraktım kendimi. yürüdüm sensizliğe doğru… baktığım o noktada seni görünce, kendimi kandırdığımın farkına vardım. biliyordum; şehir değil ülke değişsem baktığım o noktada olmaktan vazgecmeyecektin asla. bu öyküde ben anlamsız bir cümleydim, sen ise beni sonlandıran bir nokta…
ayrılık vakti… otobüsün en arka koltuğundaki yerimi almış bulunmaktayım. yeni satın aldığım yalnızlığımla, başka bir şehre doğru ilerliyorum… yeniden kuruyorum seni unutacağım şehrin hayalini… elveda noktam gidiyorsun benden…
(yine kendimi kandiriyorum, şehirler unutturmaz ki seni)
Serdar Barık
hadi uyan baba ~ şehnaz baykuş
önceki zamanlardan okuyucular varsa bilirler, baba'lar ile alakalı yazı/şiir paylaşmadan duramam bu sefer de öyle oldu.. ama napim, çok özlüyorum..
hadi uyan baba
sabah olmadan çık balığa, oltan hasret kaldı sana..
çaparin paslanacak dura dura, hem tam balığa çıkılacak hava..
hadi uyan baba..
hadi uyan baba, traş takımların banyoda..
aynanın önünde durmakta, hepsi bıraktığın yerde..
uzamıştır sakalların traş olsana, hadi uyan baba!
hadi uyan baba, bak palton eskidi dolapta,
güz geldi geçti, kış kapıda..
paltonu giy baba, hastalanma..
bu soğuk havada, ayazda.. hadi uyan baba..
hadi baba uyansana, uyansana baba!
üzerinde yeşiller var, sen yeşili sevmezsin ki baba!
baba?
sıkılırsın orada, o daracık dört duvar arasında..
baba hadi uyansana..
uyan baba uyansana,
uyansana..
5 Mart 2010 Cuma
nops / peri kızı - öyle..
dünümü verin bana bu günümün anısını kaldıramaz yüreğim..
beyaz umutlarımı kaybettim kinimi sineye çekemedim..
yardım edin bana.. kefenimi görür oldum siyah renkte..
bir umut ol bana, gözyaşı kalmadı..
boş yere ağladı mezarını kendisi kazdı bu >(içimdeki çocuk)
aynada kendini görememenin nedeni ne olabilir ki, yoksullukdan başka..
bir anlamı varmı ki?
yalnızsın yalnız yaşayacaksın diyenlere inat,
yalnızdım yalnız yaşadığım her günümün akşamında,
yalvardım Tanrı'ya kulak asmadı, kudret kalmadı kapına dayandım..
her acının bedelini çeken mi ödemelidir yoksa çektiren mi?
ölümüme neden olacak belki de?
masumca umduğum bi aşktı benim isteğim, tükendim!
bayat ekmek misali suya banınca dağılırsın..
bu hayata gelmeseydim demek için çok geç gidiyorsun bile..
siyah kefenime yaklaştım geride bıraktığım insanlara baktım,
gözlerinde yaş vardı annemin cansız bedenime doğru bakarken,
farkına vardım, çok geçti, yolum açık olsun..
hayallerim sonunda burda noktalandı..
dalsız ağaç misali, konacak kuş yok..
bak saatine son vaktini oyna,
akrep yelkovanla birleşince başka bir filmin başrolü olacaksın,
figüran yok bu sefer. senarist Tanrı,
azrail startı verince başlar çekim ve replik yok kendini oyna
dramatik bir öyküyü canlandır.
*
beyaz umutlarımı kaybettim kinimi sineye çekemedim..
yardım edin bana.. kefenimi görür oldum siyah renkte..
bir umut ol bana, gözyaşı kalmadı..
boş yere ağladı mezarını kendisi kazdı bu >(içimdeki çocuk)
aynada kendini görememenin nedeni ne olabilir ki, yoksullukdan başka..
bir anlamı varmı ki?
yalnızsın yalnız yaşayacaksın diyenlere inat,
yalnızdım yalnız yaşadığım her günümün akşamında,
yalvardım Tanrı'ya kulak asmadı, kudret kalmadı kapına dayandım..
her acının bedelini çeken mi ödemelidir yoksa çektiren mi?
ölümüme neden olacak belki de?
masumca umduğum bi aşktı benim isteğim, tükendim!
bayat ekmek misali suya banınca dağılırsın..
bu hayata gelmeseydim demek için çok geç gidiyorsun bile..
siyah kefenime yaklaştım geride bıraktığım insanlara baktım,
gözlerinde yaş vardı annemin cansız bedenime doğru bakarken,
farkına vardım, çok geçti, yolum açık olsun..
hayallerim sonunda burda noktalandı..
dalsız ağaç misali, konacak kuş yok..
bak saatine son vaktini oyna,
akrep yelkovanla birleşince başka bir filmin başrolü olacaksın,
figüran yok bu sefer. senarist Tanrı,
azrail startı verince başlar çekim ve replik yok kendini oyna
dramatik bir öyküyü canlandır.
*
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)